İstanbul’dan Çanakkale’ye 2004 Honda Civic İle Yolculuk

Honda Civic 1.6 Çanakkale

Megane Rs ve Clio Rs sahibi olmama rağmen, yolculuk yapmaktan en çok hoşlandığım otomobil 2004 model Honda Civic’imiz. Çanakkale’ye yazlığa gelirken de tabii ki kendisini tercih ettim. Neden mi? Cevaplarımı yazıda bulabilirsiniz 🙂

Her şeyden önce, bu kasa Honda Civic demek benim için sorunsuzluk ve yolda kalmamazlık demek. Bu otomobil ile yolda kalmanız için kendisini uçurumdan aşağı falan atmanız gerek. Bu sebepten dolayı, yolda giderken için oldukça rahat oluyor; gelen hiç bir ses veya titreşimden kıllanmıyorum.

Biz bu otomobili 70.000 kilometrede iken aldık, biz almadan 5.000 kilometre önce Atiker Lpg bağlatılmıştı, tercih sebebimiz de kilometresi ve Atiker oldu zaten. Şu an kendisi 90.000 kilometrede; bugüne kadar yıllık bakımı dışında bizi zorunlu olarak sanayiye gitmek zorunda hiç bırakmadı. Neyse kendisine ayrı bir yazı yazacağım zaten.

Yola çıkmadan bir gün önce Sony teyp taktırdım arkadaşa ki en azından bluetooth teknolojisi ile Spotify’dan müzik dinleyebilelim. O teybi orada görünce de tabii ki ilk arabam ve teybi aklıma geldi, yıl 2007, o teyp ile dünyanın en çekici adamı benim.. Güzel günlerdi.

Periyodik bakımını da hallettirdikten sonra eksiğimiz kalmadı. Bayram trafiği Cuma günü çok fazla olduğundan ve bende trafikten nefret ettiğimden, yolculuğumuza Cumartesi sabahı çıkmaya karar verdik. İstanbul – Çekmeköy’den sabah 10.00 sularında marşa basıldı.

Klima gazının yeni basılmış olmasının da etkisi olsa da, bu otomobilin kliması gerçekten çok verimli. İnanılmaz soğutmaz ama asla ‘sıcakmış ya’ demenize de izin vermez. İlk marştan sonra klimayı açtım, kendisini yolun sonuna dek kapatmadım. Çok soğutmadığı için rahatsız da etmiyor kerata.

Osmangazi köprüsündeki ufak yoğunluktan sonra vurduk kendimizi Bandırma yoluna. İki şerit gidiş iki şerit geliş olan bu bölünmüş yolda, 100-110 km gibi hızlarda çok akıcı ve ekonomik sürüşler yapmanız mümkün. Çünkü çok fazla ağır vasıta yok ve 34 plakalı zibidiler de bu yolu nedense pek tercih etmiyorlar. Aynı zamanda sağlı sollu ormanlar da kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor. Bandırma – Biga arası gerçekten sürüş için çok zevkli, ilk fırsatta bunu motosiklet ile de tekrarlayacağım.

Lpg’li bir otomobiliniz var ise, lpg’nin ne zaman nerede biteceğini öngörüp ona göre istasyon belirlemeniz gerekiyor. Çünkü lpg fiyatları benzin fiyatları gibi sabit değil, her istasyonda farklılık göstermekte. İlk yakıtımı Bursa yolunda BP’den aldım, 225 kilometre yol gitmiştim aldığım lpg litresi ise 20.5 idi. Yani 9,5 – 10 litre civarında bir lpg tüketimim olmuştu ki, ilk 30 kilometre İstanbul içi trafikli ve klimalı bir tüketimdi. Benim için oyun, bir önceki paragrafta bahsettiğim Bandırma – Biga bölgesinde başlayacaktı.

Bursa’da yakıt aldıktan sonra sürüşümü akıcı, az frenli ama çok öngörülü bir hale getirdim, merak insanoğluna her şeyi yaptırıyor evet. 100-110 kilometre hız 2750 – 3000 devir aralığı (otomobil 4 ileri otomatik vites), klima açık, bagaj ağzına kadar dolu (yaklaşık 60 kilogram) ve 2 yetişkin ile ne yapabilirim çok merak ediyordum.

250 kilometre sonra, 1 diş lpg’miz kalmıştı. Ben de litresi 3.07 TL’den Lpg satan Shell istasyonunda yakıt ikmali için kısa bir mola vermeye karar verdim. Sonuç mu?

Yaklaşık 24 kuruşluk bir tüketim ile 250 kilometre yol yapmıştık. Yani Honda Nc750x ile aynı. Evet az yakıt tüketen bir motosiklet ile aynı kuruş. Onun da incelemesine şurada: https://bilenadamlar.com/honda-nc750x-dct-yakit-tuketimi/

Honda Civic 1.6, Atiker Lpg ile gerçekten çok cimri. Günümüz yakıt fiyatları ortada, gezmek için otomobil tercihiniz var ise, kendisini kesinlikle öneririm. Hem yolda kalmaz, hem de bedavaya yolculuk yapabilirsiniz. 450 kilometre yolu sadece 110 TL gibi para ile yapmanız mümkün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir